” “Şairler,” der Hölderlin, “artakalanı kurar”. Artakalanı kurma sözüne kulak kesildiğimizde, üzerine bir büyüteç tuttuğumuzda kendimize yaklaştırabilir, açıklığa kavuşturabiliriz. Buradaki esas vurgu bana kalırsa artakalana ait. Ancak kurmak da yabana atılır gibi değil. Bir şeyleri bir araya, bozulmuş, yaşanmış şeyleri dile getirmeye yeni bir bağlamda onu ele almaya bir şeyin üzerinde çalışmaya gönderme yapıyor. “Yapılan bir şeydir şiir diyordu Cansever “Kaybola” şiirinde. – Şiir yapılır, yazılan şeyse yazıdır -. İnşa gerçekleştiğinde, bozulmuş, dağılmış ya da öyleymiş gibi duran şeyler bir araya getirildiğinde kurmak, insan bilincinin şeyleri tanıyabileceği düzeye çekmeye varıyor. Nitekim bu bir bakıma dilin tanımıdır da. Zamanı, mekânı, şeyleri insan bilincinin tanıyabileceği, anlamlandırabileceği hale getirme, bu şekilde düzenleme ya da kurma diyelim Hölderlin’e dönerek…”